24.6 C
İstanbul

Sosyal medya pasiflik ve egoizm yarattı

Okunmalı

Ve insan
Ve insanhttps://veinsan.online/
Ve insan, 5 Mart 2011'de "daha yaşanır bir dünya" amacıyla bir Facebook sayfası olarak yayın hayatına başladı. Bu süre zarfında paylaştığı hak odaklı içeriklerle milyonlarca kişiye ulaşan Ve insan, insanın acısını paylaşmaya devam ediyor.

Teknolojinin nimetlerinden” hangi oranda yararlanıyoruz? Akıllı cihazlarımızı doğru kullanıyor muyuz? Sanal dünyanın bağımlısı mı olduk? Nomofobi, teknoferans veya siberkondi nedir? George Orwell’ın 1984’ünde mi yaşıyoruz yoksa Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya’sında mı yaşıyoruz?

Nomofobi, teknoferans, siberkondi terimlerinin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?

Nomofobi: Cep telefonsuz kalma korkusu demek.

Teknoferans: Sürekli teknoloji ile ilgilenme durumu.

Siberkondri: İnternette sürekli hastalıkları araştırmanın ismi.

Tüm bunlar, sanal dünyanın yarattığı yeni nesil hastalıklar, korkular ve patolojik durumlar. Teknoloji ve internet, hepimize yepyeni bir dünyanın kapılarını açtı. Yeni sektörler yarattı, günlük hayatımızın akışını kolaylaştırdı, bilgiye ulaşacağımız tüm kanalları önümüze serdi, hobilerimizi hayata geçirebileceğimiz platformlara ulaşmamızı sağladı.

Peki, “teknolojinin nimetlerinden” hangi oranda yararlanıyoruz? Elimizden düşürmediğimiz akıllı cihazlarımızı doğru kullanıyor muyuz? Soruyu bir de şöyle sormamız gerekiyor: Sanal dünyanın bağımlısı mı olduk? Örneğin; bir gününüzü telefonunuz ya da internet bağlantınız olmadan geçirdiniz mi, geçirebilir misiniz? “Ama işimiz için şart,” diyenler olacaktır. Öyleyse şöyle soralım: Herhangi bir tatil gününde ya da yıllık izninizde telefonunuza bakmadığınız bir gününüz oldu mu? Yanıt, %98 oranında “hayır” olacaktır. Maalesef internet kullanıcıları olarak “mavi ışık bağımlısı” olduk!

İnternet = sosyal medya

Araştırmalar, insanların sanal dünyada geçirdikleri zamanın çok önemli bir bölümünü sosyal medya ve oyunlara ayırdığını gösteriyor. Bu oran, Türkiye’de %90’lara ulaşmış durumda. Herkes artık aldığı “like”, RT ve yorumlarla kendi değerini belirliyor. Hayatlarımızı hiç ama hiç çekinmeden sosyal medyada paylaştığımız gibi, başkalarının hayatlarını da aynı ölçüde merak ediyoruz.

Sanal dünya çılgınlığını inceleyen uzmanlar, “Her şey, Facebook’un like tuşunu bulmasıyla başladı,” saptamasında buluşuyor. Like tuşu o kadar önemli ki Facebook’un ardından hayatımıza giren tüm sosyal medya platformları da benzer uygulamaları kullanıyor ve her geçen gün yeni özellikler ekliyor.

Sosyal Medya Uygulamaları

Teknoloji devleri ‘uyarıyor’

Sürekli ama sürekli iletişim halindeyiz. Herhangi bir işe odaklanmakta zorluk yaşıyoruz, dikkatimiz çok çabuk dağılıyor. Çok istekli bile olsak başaramayabiliyoruz. Bunun iki nedeni olduğunu düşünüyorum: İlki, beynin sürekli tembellik yapma isteğine karşı koyamıyoruz, ikincisi ise tamamen kontrolümüz dışında sürekli uyarılıyoruz. Telefonlarımızın uyarı sekmesi hiç susmuyor.

Bilgilerimizi ele geçirecekler diye fırtınalar koparılan ama hayatımızın ortasında duran WhatsApp grupları. İş yeri için onlarca grup, lise, üniversite arkadaşları, spor salonu grubu, trekking grubu, dans grubu, çekirdek aile, biraz daha geniş aile, anne tarafı, baba tarafı, eşinizin tarafı…. Aile grubunu sessize alıp yarım saat içinde biriken 100 mesajı okuyamadığınız için akrabalarınızdan sitem işitmemiş olan insan yoktur herhalde.

“Ahmet hikayesine ekleme yaptı, Ayşegül uzun zaman sonra fotoğraf paylaştı, e-ticaret sitelerinin çılgın fırsat indirimi, oynadığınız oyunlardan hamle uyarıları, e-postalar, GSM şirketlerinin bitmeyen teklifleri, mobil bankacılık uyarıları…”

Teknoloji devleri, sürekli çevrim içi olmamız, sanal dünyadaki ayak izlerimizi artırmamız için yeni uygulamalar geliştiriyor. Tüm riskleri göze alıp sessizlik butonunu aktif hale getirdiğinizde de bu kez “Sevdiklerimden birinin yardımıma ihtiyacı mı var?” korkusuna kapılıyoruz. Bu sarmal bizi, hayatımız üzerindeki kontrolümüzü kaybetmeye kadar götürüyor.

Enformasyon yağmuru, pasiflik ve egoizm yarattı

Yaşadığımız bu durumun bireysel ve sosyolojik yapı üzerinde yarattığı tahribata odaklanalım.

George Orwell’in 1984 kitabının meşhur olduğu yıllarda Aldous Huxley, “Cesur Yeni Dünya” adlı tezinde Orwell’in tam tersi bir durum saptaması yapmıştı. Orwell’ın uyarısı, birilerinin yani Big Brother’ın bizi sürekli izlediği ve dıştan dayatılan bir baskının bize boyun eğdireceği yönündeydi. Oysa Huxley, “İnsanları özerklikleri, olgunlukları ve tarihlerinden yoksun bırakmak için Big Brother’a gerek yok. İnsanlar süreç içinde üzerindeki baskıdan hoşlanmaya, düşünme melekelerini dumura uğratan teknolojileri yüceltmeye başlayacaklardır,” tezini savunuyordu. Neil Postman, bu iki tezi masaya yatırdığı çalışmasında şu saptamaları yapıyor: Orwell, kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley’in korkusu ise kitapları yasaklamaya gerek duyulmayacağı, çünkü artık kitap okumak isteyecek kimse kalmayacağı şeklindeydi.

George Orwell-1984

Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan, Huxley pasifliğe, egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden, Huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. Orwell, esaret altında bir kültür haline gelmemizden, Huxley duygu sömürüsüne dayanan, içki alemleri ve tek başına ipte asılı bir tenis topuyla oyalanmak (ya da günümüzde bütün gününü televizyon veya bilgisayar karşısında geçirmek veya saatlerce süren chat gevezelikleriyle meşgul olmak) gibi şeylerle ömür tüketen önemsiz bir kültüre dönüşmemizden korkuyordu.

Aldous Huxley

Bugün geldiğimiz nokta, aslında Huxley’in tezinin doğruluğunu gösteriyor. Postman’ın dediği gibi “Dünya bir küresel köye dönüştü ama küresel köyün kavalcısı insanları uyutmak ve uyuşturmak için işbaşında. Daha önce özellikle televizyon olan kavalcı bugün internet hatta teknoloji devleri…”

Neil Postman

Çoğumuz bu uygulamaları bedava olduğu için kullanıyoruz; ancak şunu da unutmamalıyız: Ürün bedavaysa ürün sizsiniz! Karamsar bir tablo çizdim ancak “nimet” olarak nitelendirdiğim internetten maksimum faydayı alıp onu bir ürün olarak kullanmak için dijital okuryazarlık konusundaki eksiklerimizi gidermeliyiz. Bunun yollarını da yine internette bulabilirsiniz!

Pareto/Soner Canko

spot_img

Daha Fazla

Bir Cevap Yazın

spot_img

Fırından Yeni Çıkanlar