24.6 C
İstanbul

Sinema dahisi Charlie Chaplin ve bilinmeyen yönleri

Okunmalı

Ve insan
Ve insanhttps://veinsan.online/
Ve insan, 5 Mart 2011'de "daha yaşanır bir dünya" amacıyla bir Facebook sayfası olarak yayın hayatına başladı. Bu süre zarfında paylaştığı hak odaklı içeriklerle milyonlarca kişiye ulaşan Ve insan, insanın acısını paylaşmaya devam ediyor.

Charlie Chaplin, sessiz sinema ile modern sinema arasında bir geçiş çizgisidir. Charlie Chaplin kimdir gibi sorulardan çok Charlie Chaplin nasıl birisidir sorusuna cevap aramak istiyoruz. Komedyen, yönetmen ve oyuncu olan Charlie Chaplin aslında nasıl birisiydi?

Charlie Chaplin, sinema tarihinde adını çok farklı bir yere yazdırmıştır. Konu o ki sadece sinemasal düşünüşü ve eylemleri değil, aynı zamanda kendisinin özel hayatı ve fikirleri de diğer çağdaş sanatçılardan farklıdır. Biz doğru ya da yanlış yaftasını yapıştırmaktansa, bu fikirlerini ve belli başlı kişisel özelliklerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Öncelikle Büyük Diktatör filminin sonunda geçen, çok nadir kullandığı sesli diyalog sahnelerinden birini izleyerek başlayalım.

Charlie Chaplin’in siyasi görüşü

Bu seslenişinden başlayınca öncelikle Charlie Chaplin, sosyalist bir düşünürdü. Hatta biraz daha ileri gidip komünizm yanlısıydı diyebiliriz. Toplumun geleneksel değerlerine karşı muhalefeti zaman zaman başına iş açtı. Sistem eleştirileri ABD vatandaşlığından çıkarılmasına sebep oldu.

1940’da çektiği, The Great Dictator (Büyük Diktatör) adlı filmi ile Adolf Hitler’i tiye alan Chaplin, yakın gelecekteki tehlikeye dikkat çekti.

Chaplin, Sovyetler Birliği yanlısıydı; 2. Dünya Savaşı’nda ülkesi ABD’yi desteklememesi, endüstriyel kapitalizme getirdiği ağır eleştiriler, yönetici sınıfı sinirlendirdi. ABD’ye girişi devlet kararnamesiyle yasaklandı.

Charlie Chaplin’in kişisel temizlik problemi

Chaplin, sinema çevrelerince pek sevilmedi, kimileri bunu onun kokusuna bağlar. Bir çok set arkadaşı onun leş gibi koktuğunu söylemiştir.

Çevresindeki bazı insanlar, onun, çoraplarını çıkartmadan, iç çamaşırını ve gömleğini değiştirmeden, aynı takım elbiseyi tam 2 hafta boyunca giydiğini söylemişlerdir.

1914’ün Temmuz’unda çektiği, Keystone Studyoları’nın ilk uzun metrajlı filmi, Tillie’s Punctured Romance’de çürük yumurta gibi kokması şikâyete konu olmuştu. Konu, rol arkadaşı Marie Dressler tarafından yönetmene iletilmişti; Chaplin’in uyarılması istenmişti.

Charlie Chaplin’in çocukluğu ve kadınlarla ilişkisi

Çok yoksul bir çocukluk dönemi geçirdi. Anne ve babası sirkte şarkı söyleyerek hayatlarını kazanan, doğumuna az süre kala ayrılan bir çiftti. Babası aşırı alkolden öldü; annesi akıl hastanesinde hayatını kaybetti.

İngiliz yetimhanelerinin yoksul, karanlık, rekabet dolu, yarı aç yarı tok hayatını hiç aklından çıkarmadı. Hep yarın korkusu çekti; hep kadın sıcaklığına/duyarlılığına hasret kaldı. Kadınlara karşı aşırı zaafı vardı; aşk hayatı çok tartışmalıydı. Kendisinden çok genç kadınlarla yaptığı iki – zorunlu! – evlilik diğerleri gibi tam bir fiyasko ve skandaldı.

Chaplin’in biyografisini yazan, doğruluğu konusunda elimizde net bilgi olmayan bir kaç konuyu ise Peter Ackroyd‘dan alıntılamak istiyoruz. Peter Ackroyd (Charlie Chaplin: A Brief Life), siyah-beyaz ve sessiz filmlerin kahramanını kadın düşmanı ilân etmiş ve inanılması çok zor bir iddiada da bulunmuştu: Chaplin tam 2 bin kadınla yatmıştı. Ackroyd’un iddialarına göre, Chaplin genç kızlara her zaman aşırı ilgi duymuştu.

1918’de evlendiği ilk eşi, oyuncu Mildred Harris, Charlie Chaplin’i çabuk öfkelenen, sabırsız ve kendisine aptal gibi davranan birisi diye nitelemişti. İkinci eşi, hamile bıraktıktan sonra evlenmek zorunda kaldığı Lita Grey’in anlattıkları inanılır gibi değildi. Grey’i ‘küçük fahişe’ diye nitelendiren Chaplin, gecede 6 kez ilişkiye giriyordu. Lita Grey açıklamasında, ‘O, iğrenç eğilimleri olan seks makinesi,’ demişti.

Charlie Chaplin’in kaçırılıp öldürülme korkusu

Charlie Chaplin: Hayatı boyunca kaçırılmaktan ve öldürülmekten korktu. Kendince tedbirler aldı; çok parası olmasına rağmen yaşantısıyla dikkat çekmemeye çalıştı. İsviçre’ye yerleşip ölünceye kadar korkuları ile baş başa kaldı.

İsviçre’nin Vevey şehrinde ölünce (1978), ordaki bir mezarlığına defnedildi. Ama mezar hırsızları, Charlie Chaplin’in hayatı boyunca korktuğu şeyi o öldükten sonra yaptılar. Defninden 3 ay sonra, cesedini kaçırıp 400 bin pound fidye talep ettiler. Aile fidye ödemeyi reddetti ve polise başvurdu. Mezar hırsızları 3 aylık aramanın sonucunda yakalandı. Kaçıranlar, işsiz kalmış araba tamircileriydi ve Bulgar asıllıydı. Charlie Chaplin’in cesedi de uzun süren aramaların sonunda gölün dibinden çıkarılmıştı.

Chaplin’in mirascıları, cenazeyi yeniden defnettikten sonra, üzerine tonlarca çimento döktürdü. Böylece ünlü aktör, kaçırılma korkusu olmadan son uykusunda rahat edebilecekti.

spot_img

Daha Fazla

Bir Cevap Yazın

spot_img

Fırından Yeni Çıkanlar